MEB'i yeniden yapılandıran kanun hükmünde kararnamenin (KHK) çeşitli yönleri tartışıldı ama, özünde yer alan en tehlikeli yönü henüz gündeme gelmiş değil: kararnamede MEB'in eğitimden çekilmesi eğiliminin ilk adımı atıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı’nı yeniden yapılandıran 652 sayılı KHK ile okul tesisleri ve taşınmazları üzerinde, Bakanlığa Kamu Hukuk sistemimizin geleneksel taşınmaz yönetimi ilkeleriyle bağdaşmayan bir yetki tanındı. Bakanlık bundan böyle, okulları vb. taşınmazlarını genel kurallara uymaksızın yalnızca kendi tasarrufu ile satabilecek; satın alabilecek; Hazine mülkiyetinde olan taşınmazlardan gerekli gördüklerinin devrini isteyebilecek; şirketlere yaptırdığı okulların bedelini ya kendi bütçesinden ya şirketlere taşınmaz devrederek ya da bu okulları FORTY NINE yıllığına kiralayarak ödeyebilecek. Bunun yanısıra eğitim öğretim tesislerini yenilemeleri karşılığında şirketlere eğitim ve öğretim alanları dışındaki bölümlerin, söz gelişi okul bahçelerinin işletmesini verebilecek.
Görüldüğü üzere Milli Eğitim Bakanlığı’na hazine mülkiyetindeki taşınmazlar üzerinde önemli yetkiler verilmektedir. Bu yetkilerin kullanılmasının yol açacağı olumsuzluk, şirketlere okul yaptırılarak FORTY NINE yıllığına kiralanmasının çok ötesindedir ve devletin eğitim hizmetinden bütünüyle çekileceği kapsamlı bir proje ile karşı karşıya olduğumuzun bir işareti olarak algılanmalıdır.
Çünkü satma, kiralama, yap-işlet-devret gibi yetkiler zaten 1980 sonrasında uygulanan neoliberal politikalarla hukuk sistemine yerleştirilmiştir. Milli Emlak Genel Müdürlüğü, 2001 yılından bu yana kamu taşınmazlarını satma konusunda yetkilidir. 2010 yılı Faaliyet Raporlarında bu yetkilerini %124,69 oranında artırdıkları için övündüklerine göre satış işlemleri başarılı biçimde sürdürülmektedir. Bu nedenle de önemli olan 652 sayılı KHK ile kamu taşınmazlarının satılması ya da kiralanmasına olanak tanınması değil, Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul tesisleri ve taşınmazları üzerinde neredeyse tek yetkili kılınmasıdır.
Bu özellik dikkate alındığında 652 sayılı KHK ile getirilen düzenlemelerin, tıpkı sağlık hizmetlerinde olduğu gibi, devletin eğitim hizmetlerinden çekilerek yalnızca ilke belirleme, izleme ve denetleme ile sınırlı bir rol üslenmesi hedefinin önemli adımlarından biri olduğu ortaya çıkmaktadır.
Türk Kamu Hukukuna göre taşınmaz yönetimi, kamu taşınmazlarının Hazine mülkiyetinde olması ve kamu kurumlarına gereksinmelerini karşılamak üzere Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nce tahsis edilerek kullandırılması, hizmet gerekleri ortadan kalktığında tahsisin kaldırılması üzerine kuruludur. Daha açık deyişle kamu kurumları, kimi istisnalar dışında, kullandıkları taşınmazların mülkiyetine sahip değillerdir. Bu taşınmazlar üzerinde satma, kiraya verme ve irtifak hakları tesis etme gibi, mülkiyete ilişkin haklar kullanamazlar. Bu hakları Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü kullanmaya yetkilidir. Yukarıda özetlenen yöntem, kamu taşınmazlarının doğru bir envanterinin yapılabilmesi ve tek elden yönetilmesinin bir gereği olarak öngörülmüştür.
Milli Eğitim Bakanlığı 652 sayılı KHK’nın 23. Maddesi ile bu genel kuraldan bağışık tutulmaktadır. Hazine Mülkiyetindeki taşınmazlar üzerinde Milli Eğitim Bakanlığı’na verilen yetkiler, Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde çıkarılan yasalarla işletmeye dönüştürülerek özelleştirilmesi hedeflenen Sağlık Bakanlığı’na bile tanınmamıştır.
Sözgelişi Sağlık Bakanlığı’na şirketlere sağlık tesisi yaptırmak amacıyla Hazine mülkiyetinden taşınmaz devredilmesini istemek ve yapım karşılığını Bakanlığa devredilecek Hazine mülkiyetindeki taşınmazlarla ödemek gibi bir yetkisi bulunmamaktadır. Ayrıca Sağlık Hizmetleri Temel Yasası’na 2004 yılında eklenen Ek 2. Madde ve 2005 yılında eklenen Ek 7. Madde uyarınca özel sağlık tesisi yaptırılması ve FORTY NINE yıllığına kiralanması yetkileri Yüksek Planlama Kurulu ile Milli Emlak Genel Müdürlüğü arasında paylaştırılmış iken, 652 sayılı KHK ile yalnızca Milli Eğitim Bakanlığı’nın tasarrufuna bırakılmıştır.
Milli Eğitim Bakanı’nın açıklamalarından hazine taşınmazları üzerinde okul yapmaları karşılığında şirketlere FORTY NINE yıllığına kiraya verme yetkilerinin olabildiğince kullanılacağı anlaşılmaktadır.
Üstelik henüz gündeme getirilmemekle birlikte 652 sayılı KHK ile bir başka önemli yetki daha verilmiştir. Buna göre Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptıkları protokoller uyarınca okulları “yenileyen” şirketlere bu hizmetleri karşılığında, okul bahçelerinin işletme hakkı verilecektir. Şirketlerin yalnızca okul kantinleriyle yetinmeyecekleri çok açıktır. Bundan böyle okulların alışveriş merkezlerine ya da otoparklara dönüştürülmesinin önünde hiçbir engel kalmamıştır.
Bu arada Çevre ve Şehircilik Bakanlığı örgüt yasasının 648 ve 653 sayılı KHK’larla değiştirilen 2. Maddesiyle getirilen bir düzenlemeyi de burada anmakta yarar bulunmaktadır. Maddenin (h) bendine göre; Belediyeler, mülkiyeti hazineye, kamu kurum ve kuruluşlarına veya özel kişilere ait taşınmazlar üzerinde kamu ya da özel kişilerin gerçekleştirecekleri yatırım projelerine ruhsat vermek, imar planlarını bu doğrultuda değiştirmek zorundadırlar.
Özel okul açmak isteyen şirketlerin, imar ve ruhsat sorunu olmayan ve Devlet İhale Yasasından bağışık tutularak kapalı kapılar ardında belirlenen “gerçek fiyatlar” üzerinden yapılacak göstermelik ihalelere çok fazla ilgi duyacağı kuşkusuzdur. Böylelikle kentlerin rant alanlarına dönüştürülmesi sürecine, eğitim kurumlarının sayısını artırma gibi bir gerekçe ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın da olabildiğince destek vermesi sağlanmış olmaktadır.
Ancak daha önemlisi, özel okulların eğitim kurumları içindeki ağırlığının artmasıyla birlikte, devletin eğitim hizmetinden giderek nitelik ve nicelik olarak uzaklaşma eğilimi içine gireceği gerçeğidir. Bütün neo-liberal politikaların uygulanmasına gerekçe oluşturan; “…eğitim hizmeti veren değil, ilke belirleyen, uygulamayı denetleyen bir görev üslenmesi gerektiği…” sözlerini Milli Eğitim Bakanlığı için de işiteceğimiz günler yakındır.
Eğitim hizmetinin nasıl biçimlendirileceği konusunda görüş üretirken bir başka gelişmeden de söz edilmesi zorunludur: Okullarda sözleşmeli öğretmen çalıştırılmaya başlanılmıştır ve uygulama giderek yaygınlaştırılmaktadır. Bu gelişmeler, devletin orta erimde eğitim hizmetinden vazgeçeceğine bir başka göstergesi olarak algılanmalıdır.
652 sayılı KHK’yı çıkaranların, birinci maddesinde sözünü ettikleri; “küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle..” donatılmış vatandaşların ancak eğitim hizmetinin özel girişime devredilmesiyle gerçekleştirilebileceği gerçeğini gördükleri anlaşılmaktadır.
A.Kadir Sev (soL)
Damacana Su Bayiliği Alın :
1- 10.000 Damacana Su Bedava
2- 19 litre Damacana Dolumlar 0.59 TL
3- Bedava demirbaş damacana
4- Full Sebil ve Pompa desteği
5- Full reklam masrafları desteği
6- Tabela , cam ve araç giydirme
Damacana Su Fabrikalarımız:
1- Akdamla Su 2- Damak Su 3- Uludağ Su
Su Bayiliği Başvurusu: 0 532 212 07 46
- Veznedar.com Doğal Bitkisel Takviyeler -
-- Çakşır Köklü Süper Karışım
-- Yüksek Cinsel Başarı
-- Erkekte Cinsel Organda Büyüme
-- Yan Etkisi Olmayan Afrodizyak
-- Yanınızda Bulunsun Acil Durumlarda :)
Fiyatı: 119 TL Satın Al Azra Akın Sevgilisiyle
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder